“Wollt ihr den totalen Krieg?”

Deniz Arslan
3 min readJan 5, 2021

Oğlanın arkadaşları geliyor sık sık eve, yahut dışarıda buluşuyorlar ve benim de başlarında durmam icap ediyor. Hal böyleyken, sürekli kendimi “wollt ihr” ile başlayan sorular sorarken buluyorum. Yok işte efendim “wollt ihr” yiyecek bir şeyler, “wollt ihr” dışarıda oynamak, “wollt ihr” allahtan belanızı gibisine… Üst üste birkaç kez cümleye bu şekilde girince de, içimde dayanılmaz bir “Wollt ihr den totalen Krieg?” diye haykırma arzusu peydah oluyor.

Ulan bir oldu, iki oldu, tuttum kendimi, bundan birkaç ay evvel, çanak çömlek patladı. Veletlerden biri yine bizim evde ve ikisinin de tadı yok. Sürekli bir mızıldanma, bir istekler, kaprisler, ne desem beğendiremiyorum. Tam çekirdek torbamı ve kitabımı aynı anda açtım, tavşan kanı bubble tea’mi doldurdum, “Bizim canımız sıkılıyor,” diye tepemde bittiler. Şöyle bir baktım, savuştururum belki diye düşündüm, nafile:

  • Wollt ihr was zu trinken?
  • Nein!
  • Wollt ihr vielleicht fernsehen?
  • Nein, wir wollen nicht.
  • Wollt ihr draußen gehen?
  • Ach nein, keine Lust.
  • Aha ok… (burasında sesimi yükselterek) Wollt ihr den totalen Krieg?

Benim oğlan beni bildiği için çok üzerinde durmadı ama öbür çocuk gözüne projektör tutulmuş tavşana döndü. Neyse ki ardını arkasını çok sorgulamadan odaya gittiler tekrar.

Ama hikâye burada bitse iyi. Allahın müzeviri, sen o velet, git hemen anana babana yetiştir. İki gün geçmedi aradan, babası olacak patlıcan dolması okul çıkışında yakaladı beni. İçine baston girmiş gibi konuşuyor ama kibar adam.“Benim oğlan,” dedi, “böyle bir şey söylediğinizi anlattı ama ben bunun bir yanlış anlama olduğuna inanıyorum.”

Aklımdan geçen cevap şuydu: “Lan yarrağımın uydu anteni, ben boş zamanlarımda performans sanatçısı olarak çalışıyorum, o gün de provoke edecek senin oğlanı buldum, iyi mi? Bak işe yaramış ki gelip benden hesap soruyorsun. Hadi nazi propagandasıyla da suçla beni de mevzu iyice ballansın gazetelere çıkalım, dillere düşelim!”

Ama Uşaklı olduğum ve aile terbiyesi alanında Akdeniz Oyunları gençler dördüncülüğüm bulunduğu için böyle demedim adama. Dedim ki, “Bak Jürgenciğim…”

Yani tam böyle de demedim aslında, çünkü herif baştan “siz”le girmişken “sen”e dönerek dil üzerinden böyle alelâde psikolojik sermaye devşirme çabaları falan bize yakışmaz, onu Jürgenler Martinalar falan yapsın.

Sahte olduğu otuz metreden belli olan Mahmutpaşa Hermesi gülüşümle, “Ah,” dedim, “ne kadar ironik bir yanlış anlamanın kurbanı olmuşum aslına bakarsanız.” Allahım, nasıl artık tiksiniyorum o anda kendimden, fay hatlarında bile yatacak yerim yok. “Ben,” dedim, “çocuklara demiştim ki, ‘wollt ihr den totalen gırik?’ Zira, ‘gırik’ bizim oralarda…”

Yani işte, “gırik” bizim oralarda çok eğlenceli bir oyun olabilir mesela (uzun eşek, Jürgen?) yahut belki de “gırik” bizim diyarın tadına doyulmaz bir saray tatlısıdır (bülbül yuvası yir min Jürgen? Çince değil Egece), o da değilse artık “gırik” bizim dilimizin kendine has yedianlamlı kelimelerinden biri olamaz mı, yetti artık Jürgen, internet çıkalı beri yeryüzünde her kavramın Almancası var diye diye aklımızı başımızdan aldınız, aha bu da Türkçenin cevabı: “Gırik” başka dillerde çok da karşılığı olmayan şu hissiyatı anlatıyor:

Gırik

isim, (gı’rik), Türkçe

1. Çocukların o dizginsiz, yer yer kadirbilmezliğe varan talepkârlığı ve sağduyunun sınırlarını bile bile çiğneyerek insanı kışkırtmaya çalışmaları halinde tecrübe edilen duygular bütünü. 2. Üst düzey palavra, oryantal garadüzen.

“O mütemadi gırik hasebiyle evladına okkalıca bir şamar aşk etti.” — Reşat Karakalem

Oldu mu şimdi Jürgen? Willst du den totalen Gırik?

--

--

Deniz Arslan

Ülkemizin en önemli yalançıları arasında gösterilen, serbest meslek sahibi, emekli diplomat. Pantolon eskitmecede Balkan dördüncüsü.