Deniz Arslan

Diyanet bir zaman bizim camiiye hani böyle entel gibi imamlardan birini verdiydi. Bir gün ikindi çıkışı kafesi gösterip, “Hoca,” dedim, “Kafka ne diyor biliyor musun?” “Ne diyor Raif Amca?” dedi. Diyor ki, “Kafesin biri bir kuş aramaya çıktı.” Kafese baktı, bana baktı, “Bilakis çok mânâlı,” dedi. Sokağın sonuna kadar sessiz yürüdük, ben sanıyorum ki kafasına takıldı, tefekkür ediyor. “Raif Amca,” dedi, “ben çocukken bizim de muhabbet kuşumuz vardı. Babam buna bir Allah demeyi öğretti, görsen vallahi inanmazsın. Ellah Ellah diye bir uçuşu var evin içinde…”

--

--

Dedemle gidiyoruz bir gün, kimbilir nereye gidiyoruz. “Dede,” diyorum ben, “benim şeker dedem, neden biz sürekli bir yerden bir yere bir şeyler taşıyoruz?” Benimkisi, filmlerdeki kitaplardaki bilge dedelerden olmadığı için, “Sus lan kerhaneci, biz taşımasak kim taşıyacak bunları?” diyor. Yıllar sonra kerli ferli bir proje müdürü oluyorum, elemanlarımdan biri bana benzer bir soru sorduğunda, şeker dedemi hatırlıyorum. “Biz migrate etmezsek, kim edecek Işıl Hanım?” diyorum. Hiç etkilenmediği gibi, suratını ekşitip, “Ay iyi tamam neyse,” deyip gidiyor. Neden olmadı be dede?

--

--

Santiago’daki gönüllü sürgünümün cicim ayları ilkbahar karı gibi eriyip bittiğinde, kendi dilimde konuşmayı çok özlediğimi fark ettim. Bir akşamüzeri artık nereden estiyse, niyeti bozdum, odamdan çıkıp pansiyonun giriş kısmındaki allahlık telefon rehberini elime aldım, rasgele karıştırmaya başladım. Türkçe’ye benzer ilk gördüğüm isim Faruk Çambalı’ydı. Çevirdim numarayı, ihtiyar bir kadın açtı telefonu. Takoz İspanyolcamla, “Faruk Çambalı’yla görüşebilir miyim acaba?” diye sordum. Kadın bir an duraksadıktan sonra, “Kendisi şu anda burada yok,” dedi. Nerede olduğunu sordum, uzun bir tatile çıktığını söyledi. “Döner mi acaba?” diye sorunca, ihtiyarın zihninde arsız yabancılara ayrılmış olan ıstahap haddini aşmış olduğumu fark ettim. “Siz kimsiniz?” dedi bana. Bay Çambalı’nın eski bir dostu olduğumu söyledim. Yine bir sessizlik. Tam ben rahatsız ettiğim için özür dileyip kapatacakken, kadın ikircikli bir tonla konuşmaya karar verdi: “Faruk Çambalı muhtemelen artık burada yaşamıyor. Siz görürseniz kendisine iletirsiniz.”

Kawase Hasui, Rainy Season at Ryoshimachi Shinagawa, tuval üzerine narenciye

--

--

Deniz Arslan

Deniz Arslan

Ülkemizin en önemli yalançıları arasında gösterilen, serbest meslek sahibi, emekli diplomat. Pantolon eskitmecede Balkan dördüncüsü.